12 Mayıs 2009 Salı

Kara Kelebeklerin Evi


Ama denemeye devam etmeliyiz. Her zaman.
Böylece imkânsız olan şeyler gerçekleşebilir.
Bunu aklından sakın çıkarma, Juhani.

Hastasın ama iyileşeceksin.
Geçmişi unutmadan asla düzelemezsin.
Geçmişe takılı kaldıkça,
o da seni asla rahat bırakmaz.

Bu mektupta ne yazıyorsa yazsın,
unutmaman gereken bir şey var.
Hayatı asla hırçın karşılama. Ne kendi
hayatını, ne de başkasınınkini zorlaştırma.
Hayatı günbegün yaşamaya çalış.
Kendine acımak ve kendini
aldatmakla hayatını heba etme.

Yenilgiye uğramış olanlar,
kendi ayakları üzerinde duramazlar.
Her şeyin bittiğinin farkına varırlar sadece.
Yaşadıkları sürece.

İyi ki başka türlü insanlar da var;
hayatta kalabilenler.
Bunlar asla yenilmezler.
Juhani, sen onlardan birisin.
Her şeye rağmen uçmasını öğreneceksin.
Hastasın ama merak etme, iyileşeceksin.




"Kara Kelebeklerin Evi", çocukluğunda yaşadığı travmatik olayı atlatmayı başaramayan 14 yaşındaki Juhani'yi konu almaktadır. Hüsranla sonuçlanan pek çok bakıcı aile deneyiminden sonra ıslah evi olan bir adaya gönderilir. Juhani bu adada bağışlamayı ve sorumluluğu öğrenmektedir. Günün birinde bakanlık, ıslahevine yaptığı para yardımını kesmek ister ve müdür bir ipek böceği projesiyle adayı kurtarmayı planlar. Ama işler hesaplandığından çok daha farklı bir yönde gelişmektedir...




11 Mayıs 2009 Pazartesi

Losing my religion

Life is bigger
It's bigger than you
And you are not me
The lengths that I will go to
The distance in your eyes
Oh no I've said too much
I set it up

That's me in the corner
That's me in the spotlight
Losing my religion
Trying to keep up with you
And I don't know if I can do it
Oh no I've said too much
I haven't said enough
I thought that I heard you laughing
I thought that I heard you sing
I think I thought I saw you try

Every whisper
Of every waking hour I'm
Choosing my confessions
Trying to keep an eye on you
Like a hurt lost and blinded fool
Oh no I've said too much
I set it up

Consider this
The hint of the century
Consider this
The slip that brought me
To my knees failed
What if all these fantasies
Come flailing around
Now I've said too much
I thought that I heard you laughing
I thought that I heard you sing
I think I thought I saw you try

But that was just a dream
That was just a dream




Bugün Dan Brown'un "Angels & Demons" romanını bitirdim. Bir şekilde Da Vinci Code'u daha da beğenmiştim, belki de Paris'i gezmiş ama Roma'yı görmemiş olduğumdan olabilir. İlginç.. Notre Dame'ın önünde durdugumda zaten kendi kendime sorardım.. bu kadar heykelin burada işi ne diye. Malum Hollanda'nın kiliselerinde öyle fazla heykel, süs ve benzeri şeyler pek yoktur. Sadedir, belkide protestant olduklarından. Bilemiyorum ama bu romanlar sayesinde birazda olsa soruma cevap bulmuş olabildim.. meğer neler varmış neler :P Eskilerden aklımda kalan şarkılardan biridir bu R.E.M'in parçası. Üstelik romanad bence çok uyuyor.. Eskiyle yeniyi eritelim istedim ;)

7 Mayıs 2009 Perşembe

Lahey'de sanat

Dün bir türlü konuyu bağlayamadığım için yazıyı yazamadım... Ama sanırım yazıdan ziyade görsellikle anlatmak istediğimi ifade etmeliyim :)

Kütüphanede çalışan iş arkadaşımın eşi tam bir Citroen DS hastası.
Sevdasını tuvale de taşımış. Çizmeye 20-25 sene önce kendi çabalarıyla başlamış. Geçen sene kütüphanemizde sergisi olmuştu. Böyle resimden görmek farklı ama bir de tabloları yakından seyretmek çok daha farklı.

Bir diğer iş arkadaşım, Hırvat asıllı bir Boşnak.. yani Saraybosna'dan gelme desem daha doğru. Savaş sırasında Hollanda'ya yerleşmişler. Oğlu film akademisinde okumakta, sağa sola belgesel çekmeye gidiyor, kızı "internasyonel dans tiyatrosunda" balet, ve eşide fotografcı. Aile boyu sanatın içindeler kısaca. Mesela geçtiğimiz hafta bir röportaj serisi için Viyana'ya gittiler.. Beni yanlarında götürmeyi unuttular ama :P Bosna'da gösterime girecek bir tiyatro oyununun koreografi resimlerini çekmişler geçenlerde, sağ olsun iş arkadaşımız bizi yakından bilgilendiriyor :)


Ve son olarak ara sıra yardımcı olarak çalışan, aslen sigorta firmasında görevli bir ek elemanımız. Geçen cumartesı denk gelmişti. Çok sakin, çok cici bir arkadaşımız. Haftasonu özel ders alarak kendini geliştirmeye çalışıyor. Onun da birkaç denemesini sunmak istedim.Sanırım eylülde kütüphanede sergisi olacak.



Bu arada aldığım en güzel hediyelerden biri bir karakalem portredir.
Herkes sanatını farklı şekilde konuşturur.. birer birer hepsi el emeği, göz nurudur.

1 Mayıs 2009 Cuma

One day in Scheveningen






Nisan-Haziran arasi Scheveningen Sand Scuplture festivali altinda duzenlenmis etkinlikleri susleyen muazzam bir sarayla karsinizda :) Sarayin boyutlari: 30 metre uzunlugu, eni 14 metre ve yuksekligi 8.5 metre :) Dun Queens Day'di.. yani normalde kralice Beatrix'in dogum gunu kutlanmali ama gelenek haline geldigi icin ana kralice Julia'nin dogum gunu 30 nisan kutlanmakta senelerdir. Her yer turuncuydu.. Biz de bu guzel gunu hem Scheveningen hem de Den Haag'da gecirmek istemistik ama hava guzel oldugundan Scheveningen'e takili kaldik :)